BAKAN YUMAKLI: “SU ARTIK YALNIZCA DOĞAL BİR KAYNAK DEĞİL, STRATEJİK BİR DEĞERDİR”

BAKAN YUMAKLI: “SU ARTIK YALNIZCA DOĞAL BİR KAYNAK DEĞİL, STRATEJİK BİR DEĞERDİR”


Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen “Kentler Susamadan: Suyun Geleceği İçin Kurakçıl Peyzaj ve Türkiye Su Atlası Programı”, 9 Haziran 2026 Salı günü Ankara’da, Bakan İbrahim Yumaklı’nın teşrifleriyle gerçekleştirildi. Programda, Türkiye’nin su hafızasını ve 7 bin yıllık mühendislik mirasını kayıt altına alan “Türkiye Su Atlası” ilk kez kamuoyuna tanıtıldı.

Programa; merkezi ve yerel kurumların üst düzey yöneticileri, rektörler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı.


“ANADOLU’NUN ISLAK İMZASI: SUYA YAZILAN 7 BİN YILLIK HİKAYE’’


Programın açılışında konuşan İbrahim Yumaklı, suyun yalnızca doğal bir kaynak değil, medeniyetlerin gelişimini şekillendiren tarihsel ve kültürel bir değer olduğunu vurguladı. Anadolu topraklarında köprülerden su kemerlerine, hamamlardan tarihi çeşmelere uzanan güçlü bir su mühendisliği mirası bulunduğunu belirten Yumaklı, bu birikimin ilk kez “Türkiye Su Atlası” ile kapsamlı bir envanter haline getirildiğini ifade etti.


TÜRKİYE SU ATLASI VE KAPSAMI


“Türkiye Su Atlası”, ülkenin yerüstü ve havza bazlı su kaynaklarını coğrafi bilgi sistemi (CBS) tabanlı haritalarla bütüncül biçimde ele alan stratejik bir referans çalışma olarak tanımlandı. Atlas, yalnızca suyun miktarını ve dağılımını değil; aynı zamanda hidrolojik özellikleri, ekolojik değerleri, peyzaj yapısını ve suyla ilişkili kültürel miras unsurlarını da kayıt altına alıyor.

Bu yönüyle çalışma, Türkiye’nin su kaynaklarına dair dağınık verileri tek bir çatı altında toplayarak karar vericiler, akademi ve yerel yönetimler için “su hafızası” niteliğinde bir veri tabanı oluşturmayı hedefliyor. Aynı zamanda havza bazlı yönetim yaklaşımını güçlendirerek su planlamasında daha bilimsel ve uzun vadeli politikaların geliştirilmesine katkı sunuyor.


KENTSEL YEŞİL ALANLARDA DÖNÜŞÜMÜN ADI: KURAKÇIL PEYZAJ


Kentlerde artan su baskısını azaltmak için kentsel yeşil alanlarda su verimliliğinin sağlanmasının hayati önem taşıdığını ifade eden Yumaklı, geleneksel yüksek su tüketen peyzaj anlayışının sürdürülebilirliğini kaybettiğini, çözümün ise "Kurakçıl Peyzaj" dönüşümü olduğunu belirtti.

Kurakçıl peyzajın bitkisiz peyzaj olmadığının altını çizen Yumaklı, kurakçıl peyzaj; bölgenin doğal vejetasyonu (bitki örtüsü) ve yerel iklim koşullarına uyum sağlayabilen, daha az su tüketen bitki türlerinin tercih edilmesi olduğunu ifade etti. Temel hedefin doğayla uyumlu, suyu verimli kullanan yeşil alanlar oluşturarak iklim değişikliğine karşı şehirlerimizin dirençliliğinin artırılması olduğunu vurguladı.


KENTLER SUSAMADAN: SUYUN GELECEĞİ İÇİN KURAKÇIL PEYZAJ VE TÜRKİYE SU ATLASI PANELİ


Program kapsamında ayrıca; kamu kurum ve kuruluşları, sektör paydaşları, meslek odaları ve akademi dünyasından temsilcilerin bir araya geldiği geniş katılımlı bir panel düzenlendi. Panelde söz alan konuşmacılar, kurakçıl peyzaj dönüşümünü, Türkiye Su Atlası'nın stratejik değerini ve su yönetiminin geleceğini farklı perspektiflerden ele aldı.

Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim ve Afet Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Burcu Özsoy, Türkiye Su Atlası’nın geçmişe yönelik tüm verileri barındıran arşiv niteliğinde bir veri bankası olduğuna dikkat çekerek; tarihi su yapılarından havzalara kadar hiçbir unsuru dışarıda bırakmayan bu çalışmanın suyun geleceğine ışık tutacağını belirtti.

Suyun kaynağına yönelik ekolojik bir çerçeve çizen Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, su kaynaklarının korunmasında ormanların üstlendiği "doğal fabrika" rolünü vurguladı. Karacabey, ormanların yağışı toprağa sızdırarak yer altı sularını beslediğini, erozyonu önleyip buharlaşmayı azalttığını ve sel-taşkın risklerini düşürdüğünü ifade etti.

Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Prof. Dr. Kasım Yenigün ise bir yandan kuraklıkla mücadele edilirken diğer yandan aşırı sulamadan dönen suların geri kazanılması projelerine odaklanılması gerektiğini hatırlattı. Yenigün, tüm sektörlerde su kullanım alışkanlıklarının acilen gözden geçirilmesi ve risk yönetimi yaklaşımına geçilmesi çağrısında bulundu.

Peyzajın sadece estetik değil, bir yönetim şekli olduğunu belirten Peyzaj Mimarları Odası Başkanı Özay Yerlikaya, yeşil alanların; yağmur suyunu yöneten, şehir sıcaklığını düşüren, karbon depolayan ve yaşam kalitesini artıran ekolojik altyapılar olarak tasarlanması gerektiğini savundu.

Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği Genel Sekreteri Miray Engin, kurakçıl peyzaj uygulamalarının görsel beklentiler ile ekolojik zorunluluklar arasında bir denge kurarak kalıcı bir kent kültürü haline gelmesi gerektiğine değindi.

İklim değişimi ve planlama dinamiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Levent Kurnaz, taşkın ve kuraklığın birlikte ele alınması gerektiğini söyleyerek, geçmiş verilerin artık geleceğin bir göstergesi olamayacağını ve planlamalarda mutlaka gelecek projeksiyonlarının kullanılması gerektiğini vurguladı.

Son olarak Prof. Dr. Ceyhun Göl de Türkiye Su Atlası’nın, ülkenin yer üstü su kaynaklarını bütüncül bir şekilde kayıt altına alarak gelecek nesillere aktarılacak çok önemli bir başvuru eseri olduğunu ifade etti.


8 EKOLOJİK BÖLGE ÇALIŞTAYI


Program kapsamında ayrıca; üniversitelerin ilgili bölümlerinden akademisyenlerin, yerel yönetimlerin, ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin, sektör temsilcilerinin ile sivil toplum kuruluşlarının (STK) katılımıyla geniş kapsamlı bir çalıştay gerçekleştirildi. Türkiye’nin 8 farklı ekolojik bölgesinin iklimsel ve toprak yapısı özelliklerinin masaya yatırıldığı çalıştayda; kentsel yeşil alanlarda su tüketimini minimuma indirecek, kuraklığa dayanıklı yerel bitki türlerinin belirlenmesine yönelik stratejik çalışmalar ele alındı. Yerel yönetimler ile akademik birikimi bir araya getiren bu oturumlarda, her bölgenin kendi doğal vejetasyonuna uygun sürdürülebilir peyzaj uygulamalarının hayata geçirilmesi ve doğru bitki seçim kriterlerinin belirlenmesi üzerine çalışıldı.

Katılımcılar, etkinlik alanında açılan ve Türkiye’nin su mirasını gözler önüne seren "Anadolu’nun Islak İmzası: Suya Yazılan 7 Bin Yıllık Hikaye - Türkiye Su Atlası Sergisi"ni de ziyaret etme fırsatı buldu.